top of page
  • Yazarın fotoğrafıProf. Dr. Mahmut Can YAĞMURDUR

GÜNDEME DAİR

Ülkenin gündemine ve o gündeme konu olan kişiler, ilgili haberler, içler acısı maalesef. Ama bundan daha hazin olanı ve hatta utanç duyulması gereken bir konu var. O da, ülkemizde zaten icazetli şark kurnazlığı üzerinde dönen siyasete dair yorumlardır.


Bugüne bakıp yakın geçmişin, pragmatik ahlaksız siyasetçileri merkezinde yapılan güya kimi analizlerin ve onların zaten bilinen bir takım çıkar ilişkilerinin, zarar veren gülünçlüğü, artık had safhada sıkıcı olmaktadır. Maalesef günümüzde, utanmaz ve pragmatik ahlaksız siyaset hepimizin geleceğini iyice karartmış ve karartmaya da devam edecek gibi gözüküyor. Çünkü bu ülkenin insanı hep kısa vadeli çıkarlarının peşindedir. Toplum pragmatik ahlaksız olunca, onun içinden çıkardığı siyasetçiler bundan farklı olamaz.


Niye şaşırıyoruz ki?


Bu ülkenin bir kültür politikası hiç olmamıştır. Bu topraklarda aydın ve entelektüel tanımı hiç yapılamamıştır. Bu ülkede mektep medrese olmuştur ama üniversite geleneği olmamıştır. En az bin yıldır kimlik arayışında olan bu orta dünya toplumunda, son beş asır bilgi de üretilmemiştir. Her şey pragmatizmin çarkında, din ve dinsel ideolojilerin içinde ticaretle paketlenmiştir.


Kimi akıllı geçinen, eski tabirle mürekkep yalamış kesim ise sadece eski eserler üzerine reprodüksiyon ile zaman geçirmiş, kısmen ülkeye yararlı olmuşsa da onlarda bu orta dünyanın pragmatizminden dolayı ben merkezci canavarlara dönüşmüştür.


Bu toplumda ideoloji sahibi olanlar da, romantizm ve başka liderlere öykünmeyle vakitlerini tüketir, şiir ve şarkılar ile avutur gider kendilerini. Ama asıl garabet, kendine özgün orta dünya dinamikleriyle oluşan bu ohlokrasinin kavgacı, soysuz, fırsatçı ve en önemlisi şark kurnazı karakterinin siyasetin esasını oluşturduğudur.


Bu durum göz ardı edilerek ülkenin geleceğine dair ön görü şampiyonluğuna soyunanların prim yapması da ayrı bir komedidir. Bunların da geçmişin saltanat kahinlerinden hiç bir farkının olmadığı ortadadır. Demokrasi, tiranlık, oligarşi ve ohlokrasi döngüsü sadece ve sadece zihinsel ve bireysel erdemli nesiller ile kırılabilir.


Kimi toplumlar bu döngüyü kırmakta temel tarihsel ve coğrafi dinamikler itibarıyla avantajlı iken başta Küçük Asya ve Doğu Akdeniz gibi yerlerdeki toplumlar ise dezavantajlıdır. Bu dezavantaj buralarda yaşayan orta dünya halkların sırtına oportünizme dayalı tüccar ve komisyonculuğu hep bir kambur olarak yükledi.


Tüccarlık ve komisyonculuk buralarda bizzat kurumsal dinler tarafından kutsandı. Çünkü pragmatik ahlaksızlık, kendisine başka bir örtü bulamazdı da ondan. İşte deprem fırtınası yaşadığımız bu tedirgin günlerde yer altındaki fay hatlarından daha tehlikeli olanı da budur.


Şimdi ibretle bakıyorum ki son siyasi gelişmeler IQ ortalaması vasatın üzerinde olmayan kurnaz ve oportünist siyasetçilerin yaptıkları, ettikleri veya planladıkları vb. üzerinde entelektüel kapasitemizin tüketilmesiyle geçiyor. Ama kimse örneğin, James Webb teleskobunun Hubble teleskobunun yerini niye aldığını umursamıyor.


Zira orta dünyanın üst tabakası bilimin değil komisyonculuğun para getirdiğini bilir, alt tabaka ise günü kurtaracak harçlığının ve yeminin devamlılığının derdindedir. Zira burjuvazi vb gibi üretimsel enerjiye sahip ara sınıf hiç olmadı ki orta dünyada. Yöneticiler Tanrısal ve kutsal, yönetilenler ise kul oldu hep.


Bu ikili simbiyozda, vasat IQ yeterli, bilim fuzulî, dogma zorunlu, lafazanlık ise marifet oldu hep...


Saygılarımla


Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page